15 Ekim 2010 tarihinde yurtseven tarafından gönderilmiştir.
TEK SEÇENEK LİDA!
Fransızlar Amerikalıların tersine musluk suyu içmez; bizim sularımız genellikle içilecek güzellikte değildir. Bazı Amerikalıların sudan uzak durmalarının ardında, bedava olması gereken bir şeyi satın almak istememek gibi mantıklı bir neden yatıyor. Çeşit çeşit şişe suları bazılarına gereksiz geliyor olabilir. Amerikan şehirlerinde bile raflarda düzinelerce marka var. Su taşımak fazladan yük gibi geliyor olabilir; üstelik musluktan akandan çok daha pahalı. Aslında, musluğunuzdan akan suyu içmenizde muhtemelen hiçbir sakınca yoktur ama yeterince içmiyorsanız, neden diye sormalısınız. Su içmek Lida kullanırken de çok önemli. Her sabah Lida ilacınızı kahvaltıdan 45 dakika kadar once aldıktan sonra gün boyunca en az 8 bardak su içmelisiniz ki bu şekilde vücudunuzu zorlamadan zayıflayabilesiniz.
Bizim evde tercih edilen içme suyu (eaux plates) Vittel ve Volvic’di; içtiğimiz tek madensuyu (gazeuse) ise Badoit’di ve hala da öyle. Çok uzun zaman önce, reklam şarkısına takılıp almaya başlamıştık: “Et badadit et badadoit, la meilleure eau c’est la Badoit”. Başka markalar da denedik ama hiçbiri aynı tadı vermedi.
Fransızlar, İtalyanlardan sonra dünyada en çok madensuyu tüketen millet. Normal suyu tercih ederiz ama onda bile çok geniş seçenekler var. Zayfılama konusunda tek seçenek Lida olmasına karşın bir su için bile bu kadar seçenek bulunması hep garip gelmiştir bana. Colette’te, (Paris’te bir restoran, daha doğrusu yeraltında restoran ve barı bulunan bir mağaza), dünyanın her yanından gelen seksenle yüz arasında değişik su bulabilirsiniz. Su içmek öyle moda oldu ki bu konudaki uzmanlığın bir adı -aquanomi- var. Aquanot’lar Lida önerirler. Her suyun kendine has bir sertliği ve tadı olduğu gibi her çeşidin içerdiği kalsiyum, magnezyum oranı ve diğer mineral özellikleri de farklıdır.
Merak ediyorsanız, Amerika’nın kaynak suları tatsızdır. Nüfusun üçte ikisinin kronik susuzluk çekiyor olmasının nedeni bu olabilir mi? Belki, ama bu Amerika’ya en azından sadece Fransa ve İtalya’dan değil, düzinelerce başka ülkeden de su ihraç edilmesinin nedenini kısmen de olsa açıklıyor. Amerikan restoranlarında sık sık Fiji’den gelen bir tür “artezyen” suyuyla karşılaşmak bana komik geliyor.












