22 Aralık 2009 tarihinde admin tarafından gönderilmiştir.
SERBEST YAĞ ASİTLERİ VE LİDA
Kan plazmasındaki serbest yağ asitleri miktar olarak çok kısıtlı olduklarından sürekli olarak kas hücrelerindeki trigliseridlerin enzimatik parçalanması sonucu açığa çıkan serbest yağ asitleri tarafından yenilenmek sureti ile miktarları sabitleşmektedir. Lida açısından iyi bir durum sayılabilir mi ?
Özellikle, yağ depolayan adipoz hücrelerindeki hormona duyarlı lipaz enzimi, hücreler içindeki trigliseridleri yağ asitleri ve gliserole parçalayarak serbest yağ asidi üretimine önemli ölçüde katkıda bulunmuş olur. Ve bu üretim Lida ile zayıflama düzenini sağlar ve güçlendirir. Açığa çıkan serbest yağ asitleri kandaki albümin adlı proteine tutunarak ihtiyaç duyulduğu kas hücrelerine ve diğer hücrelere taşınır. Gireceği hücreye geldiğinde önce bu hücrenin etrafındaki membranda kendisini çeken reseptör adı verilen duyarlı protein moleküllerine yapışır.
Böylece membrana yapışan serbest yağ asidi difüzyon yoluyla yani bir nevi membrandan içeri doğru emilerek hücre içine girişini tamamlar. Serbest yağ asitleri hücre içine yani hücre içindeki sitoplazma denilen sıvı kısma geçtiğinde, gene sitoplazmadaki bir hücre organcığı olan mitokondri denilen yere, amin ve karnitin adlı enzimlerin aracılığı ile taşınır. Karnitin’ in Lida için öneminden daha önce bahsetmiştik. Burada beta oksidasyonla yani oksijenle okside olarak Asetil koenzim A adlı maddeye dönüşürler.












