9 Haziran 2010 tarihinde yurtseven tarafından gönderilmiştir.
PROTEİN TESTLERİ VE LİDA
Yıllarca hangi yiyeceklerin sağlığa yararlı olduğuna dair fazla kafa yormadım. Sadece başkalarının yediğinden yedim: Bana yararlı olduğu söylenmiş yiyecekleri. Hepimiz lezzetli veya pratik veya anne babamızın tercih etmemizi öğrettiği şeyleri yeriz. Çoğumuz yiyecek tercih ve alışkanlıklarımızı belirleyen kültürel sınırlar içinde yaşarız.
Çin kültürü beslenme konusunda dünyaya örnek gösterilebilir. Misal Lida Hapı formülünü Çinlilerin bulduğu bir gerçektir. Lida aslında sadece zayıflama değil, diğer sağlık sorunlarınıza da iyi gelebilecek özelliğe sahiptir. Özellikle diyabet hastaları zayıflamak için Lida ürünü‘ nü kullanabilirler.
Aynı şey benim için de geçerliydi. Sütün varlığımızın merkezinde olduğu bir mandıra çiftliğinde büyüdüm. Okulda bize inek sütünün kemiklerimizi ve dişlerimizi güçlendirdiği öğretildi. Tabiat ananın en mükemmel besiniydi. Çiftlikteyken, yiyeceğimizin çoğunu bahçede veya otlaklarda yetiştirdik.
Daha sonra konu ile ilgili bazı çok kışkırtıcı bulguları olan, Hindistan’da yapılmış bir araştırma raporunu fark ettim. Hintli araştırmacılar iki grup fare üzerinde çalışmıştı. Bir gruba kansere yol açan aflatoksin verdiler, Batı’da birçoğumuzun tükettiği miktara çok yakın olan, % 20 protein içeren bir diyet uyguladılar.
Diğer gruba aynı miktarda aflatoksin verdiler, fakat yalnızca % 5 protein içeren bir diyet uyguladılar. İnanılmaz biçimde, % 20 protein içeren diyetteki her hayvanda karaciğer kanseri belirtisi vardı ve % 5 protein içeren diyetteki hayvanların hiçbirinde karaciğer kanserine rastlanmıyordu. Bu 100′e 0′lık bir skordu, kanseri kontrol etmede, beslenmenin kimyasal kanserojen maddeleri, hatta en güçlü olanları bile alt ettiğini şüpheye yer bırakmayacak biçimde gösteriyordu.
Bu bilgi bana bugüne kadar öğretilmiş olan her şeyin zıddıydı. Proteinin kanseri ilerlettiğini söylemek şöyle dursun, sağlıklı olmadığını söylemek bile genel inanışa tersti. Bu an kariyerimde bir dönüm noktası oldu. Kariyerimin başında böylesine riskli bir sorunu araştırmak pek akıllıca bir seçim değildi. “Doğru bilim” testini geçse bile, protein ve hayvansal esaslı besinleri sorgulamak, genel olarak benim aykırı birisi olarak etiketlenmem riskini taşıyordu.












