6 Kasım 2009 tarihinde admin tarafından gönderilmiştir.
Lidayla Egzersize İhtiyacımız Var?
Egzersiz yapmak hem sağlıklı hem de haz verici olmalıdır. Lida ile yapılan egzersizin önemini bilemezsiniz. Sağlıklı olma konusundaki popüler öneriler, yorucu aerobik egzersizlerine saplanmışlardır; fiziksel aktivitelerin daha az yorucu üstelik daha hoş olduğu gerçeğini atlarlar. Bu da çoğu kişinin hevesini kırar. Pek çoğumuz bu ideal egzersizleri yapmayı başaramayız. Ayrıca dergi kapaklarını süsleyen kaslı ya da zarif mankenlerin görüntüleri de ulaşılmaz görünür. Bu yüzden de hiçbir şey yapmak istemeyiz.
Tabii ki sağlıklı olmak için bazı günlük aktiviteleri yapmamız gerekli ama bunlar amansız bir mesele haline gelmemeli. Modern yaşamın atalarımızın yaşamıyla kıyaslandığında çok daha uyuşuk olduğu doğrudur. Fizyolojimiz milyonlarca yıl boyunca fiziksel çaba gösterebilmek üzere evrimleşti. Anladığımız kadarıyla, avcılıkla geçinen atalarımız oldukça aktif bir yaşam sürüyorlardı. Ava gitmek için zorlu ve uzun yürüyüşler yapmaları gerekiyordu. Sonra da avlarını geri getirmek üzere yürümek zorunda kalıyorlardı. Yiyecek toplamak, kökleri kazıp çıkarmak, yakacak odun kesmek ve daha da önemlisi, bir sonraki yerleşim yerine göç etmek devamlı olarak aktif kalmalarını sağlıyordu. Çocukları bir yerden diğerine götürürken taşımak bile çaba gerektiriyordu (O zamanlar pusetler mevcut değildi tabii).
Yakın zamana dek, hayatta kalabilmek en azından minimum miktarda egzersize bağlıydı. Toprağı sürmek, odunları kaldırmak ve su taşımak gibi fiziksel aktiviteler günlük hayatı devam ettirebilmek için yeterliydi. Bedenlerimiz yürümek, ağır cisimleri çekebilmek ve ağırlık taşıyabilmek üzere evrimleşti, bu yüzden de aktivite yapmaya ihtiyacımız var. Ancak modern toplumdaki değişim, gereğinden fazla oturmamızı gerektiriyor. Lida Termojenik bir ürün olsa da egzersiz yapmak şart! Yine de atalarımızın özellikle de göçlere hazırlanmaları için kırk iki kilometrelik maraton koşmaya ya da her gün saatlerce yürüyüş yapmaya ihtiyaçları yoktu.
Bugün zamanımızın çoğunu oturarak geçirmemiz karşısında, bir tepki (aşırı bir tepki) olarak, Amerikan Spor Tıbbı Koleji’nin ortaya attığı zinde kalma formülü 1970′lerin bu konudaki en güvenilir sloganı haline gelmiştir: Zinde olmak için haftada üç beş kez 15 ila 60 dakika egzersiz yapmak gerekir. Bu egzersizlerin yoğunluğu, kalbin dakikadaki atım hızını maksimum seviyenin yüzde 60 ila 90′ına ulaştıracak seviyede olmalıdır. Maksimum kalp atım hızını yaşınızı 220′den çıkartarak bulabilirsiniz.
Bu nedenle de milyonlarca kişi, yolları, patikaları, bayırları, kürek çekme aletlerini ve egzersiz bisikletlerini doldurmuş, nefes nefese kalsalar da bu formülü hayatlarına geçirmeye çalışmışlardır. Milyonlarca kişi de çok zor olduğunu düşünerek bu aktivitelerden uzak durmuştur. İki taraf da yanılmıştır.
Aslında sağlıklı olmamıza yetecek kadar egzersiz yapmak için bu kadar çaba sarf etmemiz gerekmez. Yani tembellik sınırını aşacak kadar hareket etmemiz yeterlidir. Abarttığımız takdirde ise yarardan çok zarar görürüz.












