21 Haziran 2010 tarihinde yurtseven tarafından gönderilmiştir.
LİDA İLE ABUR CUBURA SON
Çok yemek, abur cubur yemek bir semptomdur. Fazla kilolarınızın, cinsel, duygusal, zihinsel, ruhsal açlığınızın, sevgi, ilgi ve anlayış açlığınızın bir ifadesi olduğunu söylersem; kendinizi yeterince değerli, yeterince önemli bulmadığınızı söylersem hemen savunmaya ya da birilerini suçlamaya mı kalkışırsınız? Bana kızar mısınız? Yoksa kendinizi sorgulamaya mı başlarsınız?
Yalnızca fiziksel açlık ihtiyacını doyurmak için beslenen bir canlı asla şişmanlamaz. Evet, bunun kesinliği Lida hapı kullanıcıları ile kanıtlanmıştır. Lida siparişi veren ve kullanan binlerce insan üzerindeki açlık hissideğişimi bunun bir kanıtıdır. Duygusal açlığı ise tonlarca yiyecek doyuramaz. Duygusal açlığı doyurmanın tek yolu duygusal ihtiyaçların doyurulmasıdır. Tuvalet ihtiyacınızı, uyuyarak gidermeye çalışır mısınız? Uyku, tuvalet ihtiyacının yerini tutar mı?
Duygularımızı bastırmak yerine, onlarla yüzleşerek, onlara gereken saygıyı göstererek, sağlıklı bir şekilde ifade ettiğimizde duygularımızla barışık hale geliriz. Duyguları sakınılması, saklanılması, bastırılması gereken tehlikeli düşmanlar değil, canlı, yaşamla dolu olduğumuzun göstergesi olarak algıladığımızda özgüvenimiz ve kendimize duyduğumuz saygı da doğal olarak gelişir.
Bir Self-Esteem Workshop’umda “dökülmemiş her damla gözyaşı bedende bir gram yağa dönüşür” demiştim. Erkek bir katılımcı, sözüme tepki gösterdi:
“Benim kilolarım, karımın yaptığı yağlı yemeklerden. Ben mutlu bir insanım” diyerek kollarını göğsünün üzerinde sımsıkı kavuşturdu. Ses tonu saldırgan, beden dili ise savunmada olduğunu gösteriyordu.
Workshopun ilerleyen günlerinde, çocukluk döneminde, otoriter bir babanın baskısı altında duygularına ne kadar yabancılaşmış olduğunu, hangi duyguları kendisine yasaklamış olduğunu fark etti ve hayatında, rasyonalize ederek kendisini kandırdığı nice şeyleri de. “Her insanın hayatı bir roman” diye boşuna dememişler.












