Archive for the ‘Orjinal Lida’ Category
Posted on Mart 9, 2010 - by yurtseven
Şişmanlamaya Ayarlı Olma Nedeniniz ve Lida ile Nasıl Kurtuluruz
Tüm bunlar ters gibi duruyor değil mi? Eğer genetik olarak kilo almaya programlandıysak, o zaman kötü ayarlanmışız gibi gözüküyor. Neden aşırı yemeye ve şişmanlamaya programlandık?
Her şey gelip beynimizin en eski ve en ilkel bölümüne dayanıyor, limbik beyine. Bu, beyninizin ilk evrilen bölgesidir ve bir sürüngenin beynine benzer. Hayatta kalma davranışlarınızı yönetir, üzerinde bilinçli hiçbir kontrolünüzün olmadığı kimyasal tepkiler oluşturur. İşte iştah hissini de bu kısım yönetir. Lida ile duyduğunuz bu iştah hissini bastırabilir hatta ortadan kaldırabilirsiniz.
İlkel beyinlerimiz tarafından kontrol edilen üç temel hayatta kalma davranışı vardır. Bunlar; 1) savaş ya da kaç tepkisi, 2) beslenme davranışımız, 3) üreme davranışımız.
İlki savaş ya da kaç tepkisidir. Bu, hayatı tehdit eden ya da tehlikeli şartlarla başa çıkmamıza olanak veren bir dizi kimyasal, fiziksel ve psikolojik tepkidir. İnsanlık tarihinin ilk zamanlarında bu tepki aç ve vahşi hayvanların saldırılarından kaçabilmemiz için geliştirilmiştir.
Savaş ya da kaç tepkisini kontrol eden beyindeki aynı bölüm beslenme davranışlarınızı da kontrol eder. Zihninizin tüm kontrolünün elinizde olduğunu düşünebilirsiniz, ancak gerçek şu ki yiyeceklerle çevrili olduğunuzda, bilinçaltı seçimleriniz üzerinde çok az kontrole sahipsiniz.
Sağlıklı bir metabolizmanın anahtarı bu tepkilerin ne olduğunu, nasıl tetiklendiğini ve nasıl durduracağınızı öğrenmekten geçer. Kendinizi simidin cazibesine direnir bir pozisyona sokmamaksınız. Bunu yeme isteğiniz kilo kaybetme konusundaki iradenizi bastıracaktır. Bu bir ölüm kalım deneyimidir, simit her zaman kazanır.
O halde kilo vermenin en önemli prensiplerinden biri kendinizi hiçbir zaman aç bırakmamaktır. Lida ile bu sorununda üstünden gelebilirsiniz. Yapmanız gereken sadece düzenli bir şekilde Lida hapını kullanmak olucak. Sorulması gereken çok kalori alıp almadığınız değil yeterli kalori alıp almadığınızdır. İhtiyacınız olan bedeninizi açlık haline sokmadan ne kadar yemeniz gerektiğine ilişkin bir dayanak noktasıdır.
Posted on Mart 5, 2010 - by admin
ŞEKER HASTALIĞI (DİYABET)
Şeker hastalığı, açlık kan şekerinin yüksek olması veya şeker yükleme testinde yüksek değerlerin elde edilmesidir. Lida kilo verme süreci içerisinde şeker rahatsızlığı olan kimseler de fayda görebilirler. Şeker Hastalığı vücutta çeşitli doku ve sistemleri bozan önemli bir hastalıktır. Bu sebeple erken tanınması ve tedavisi yanında diyetin önemli rolü vardır.
40 yaş civarında karşımıza çıkan ve önemli bir genetik hastalık olan şeker hastalığında diyetin çok önemli yeri vardır. İnsülin direncinin önemi ortaya konulmuştur.
Lida ile sık yemek ve karbonhidratlara dikkat etmek gerekir. Şeker hastalığı bir kalp hastalığı sayılacak kadar önemlidir ve üzerinde durulmalıdır. Şeker hastaları Lida kullanırken sık sık ve az az beslenmelidir. Günlük dengeli beslenmeli ve meyve almaya dikkat etmelidir.
Öğün sayısını artırmalıdır, ikindide ve yatsıda 1 bardak süt, ayran veya bir kâse yoğurt önerilir. Yine saat 10 civarında bir ara öğün önermekteyiz. Karbonhidratlardan uzak durulmalıdır. Şekerli besinlere çok dikkat edilmelidir. Protein ve taze sebze-meyve ağırlıklı diyet uygulanmalıdır.
Posted on Şubat 3, 2010 - by admin
Ortoreksiya nervoza LİDA RİSKİ
İlk alarm çığlığı bu durumda da, yiyeceğini çok dikkatli biçimde satın alan ve seçen ve hatta fast food’ a, konserve gıdalara veya dondurulmuş ve daha sonra mikro dalga fırında pişirilmiş gıdaya başvurmaktansa yiyeceğini kendi pişirmeyi tercih edenleri hedef alacak şekilde Amerika Birleşik Devletleri’ nden geldi. Biliyorsunuz orada da Lida çok popüler.
Bu durumda da, madalyanın iki yüzü var. Veya dahası birçok farklı yönü olan bir kaleydoskopla karşı karşıyayız. Psikolojik bir bozukluk (yalnızca bilinçsiz olan bir bozukluk) aşırı uçlarda beslenme alışkanlıklarına ve zamanla sağlık için ciddi riskler doğurabilecek gerçek takıntılara yol açabilir.
Fakat birtakım ekonomik çıkarları, örneğin “junk food” üreten ve halkın kaliteli yiyecek için artan ilgisinde potansiyel bir tehdit gören besin endüstrilerini de hesaba katmak lazım. Lida kullanıcılarında bu yeme olayı saplantı haline gelmemeli. Beslenmesinin sağlıklı olmasına büyük önem gösterenleri “garip” olarak işaret etme modasının tam da Amerika Birleşik Devletleri’nden gelmesi tuhaf: çünkü aynı ülkede, yararlı veya en azından nötr bağırsak florası kavramı mevcut değil: her mikroorganizma peşinen, zararlı ve dolayısıyla da savaşılması gerekir kabul ediliyor.
Nitekim okyanus ötesi kaynaklı besin endüstrisinin bazı yaklaşımları hendek peyniri1 ve bunun gibi yüzyıllık gelenekleri olan gastronomik hazırlıkları ortadan kaldırma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor. Ayrıca, (İngilizcede “organik” denilen) biyolojik tarım gibi ekim teknikleri güçlükle bir düzenlemeye tabi tutulabiliyor. Aslında Lida ile bu tarz organik besinler faydalı oluyor. Avrupa’da ise yasalar ve tüketicinin güvencesi için çalışan kontrol örgütleri dahil olmak üzere uzun yıllardan beri artık rayına oturmuş bir gerçek söz konusu.
Posted on Ocak 26, 2010 - by admin
LİDA’ NIN MÜDAHALESİ
Kısıtlama mikrobu ile haşır neşir olup, Hastalığa yakalananların, yemek eylemi ile ilgili kararlarına yön veren.
Acıkıp acıkmadıkları, doyup doymadıkları, tok olup olmadıkları, canlarının Lida ile neyi yemek isteyip istemediği değil, bedenlerinin enerji gereksinimleri hiç değil, Neyin yenmesi, ne zaman yenmesi, ne şekilde yenmesi, gerektiğini kendilerine söyleyen “bilgileri”, “öğrenilmiş inanışları” olmaktadır.
İnsan bedeninin ağırlık kontrolü mekanizmalarının varlığından ve insan oldukları için sahip oldukları “ağırlık dengeleme yeteneği” nin etkinliğinden habersiz oldukları için, beslenme duyumlarına güvenmemekte, hatta bu duyumlara göre yemeye kalkarlarsa şişmanlayacaklarından korkmaktadırlar.
Hastalığın seyrinde görülen en belirgin özellik ise, denetim ve denetim kaybı dönemlerinin birbirini izlemesidir. Bu dönemlerin uzunluğu, dönemler arası gidip gelmelerin sıklığı kişiden kişiye, ya da aynı kişide zaman içinde değişmekte, ama bu özellik beslenmesini öğrenilmiş inanışları doğrultusunda düzenlemeye çalışanların tamamında görülmektedir.
Birey, yemeye karar verdiği miktarları aşıyorsa, yememeyi öngördüğü besinleri yiyorsa, planlanmış yeme düzeninin dışına taşıyorsa Lida buna müdahale eder ve bu yüzden rahatsızlık duyuyorsa denetim kayıpları söz konusudur.
Posted on Ocak 25, 2010 - by admin
LİFLER SAYESİNDE LİDA GÜÇLENİR!
Lifler kompleks karbonhidratların özel bir tipidir. Lida ile kullanılmalıdırlar. Sadece bitkilerde bulunurlar, en iyi lif kaynakları tam tahılların kepeği, sebzelerin sap ve yaprakları ile meyveler, tohumlar ve kabuldü yemişlerdir. Pek çok lif tipi olsa da hepsi ilk ana kategoriden birine girer: Çözülebilenler ve çözülemeyenler.
Her ilk grup da sağlık açısından önemlidir, ama çözülebilen lifin metabolizma için özel faydaları vardır: Diğer karbonhidratların emilimini yavaşlatırlar böylece kan şekeri daha yavaş yükselir ve LDL kötü kolesterol seviyesinin düşmesine yardım ederler, sonuç olarak kalp hastalığı ve diyabet risk azalır. Bu faydaları taşımasa bile çözülemeyen lifler de sağlık açısından çok değerlidir, çünkü dışkıdaki su miktarını artırır ve dışkıyı daha dolgun yapar ve daha kolay atılmasını sağlar. Sonuç, divertikül, hemoroid, fıtık ve hatta kolon kanseri riskinin azalmasıdır.
TLC diyeti günde 20-30 gram lif öneriyor, ancak daha yeni araştırmalar günde otuz ila otuz beş gramın daha iyi olabileceğini düşündürüyor. Bu Lida kullanıcıları için yanlış karar. Konu karbonhidrat seçimi olduğunda kana daha yavaş karışanları (düşük glisemik indekse ya da Gİ’ye sahip olanları) kana çabuk karışanlara (yüksek Gİ’si olanlara) tercih edin. Gİ karmaşıkmış gibi gelebilir, ama verdiği ders basittir: Tercihiniz çok işlenmiş gıdalar yerine rafine edilmemiş, kaba öğütülmüş yiyeceklerden yana olsun. İşte bazı örnekler:
Bunların yerine Bunları düşünün
Beyaz ekmek Tam tahıllı ekmek
irmik lapası Yulaf
Mısır gevreği Kepekli bisküvi
Beyaz patates Tatlı patates
Beyaz pirinç Kahverengi pirinç, baklagil ya da makarna
Meyve suyu Meyve
Posted on Ocak 18, 2010 - by admin
4 GÜN DİYETİ KİLO VERME TAVSİYELERİ
Kilo vermek, sadece birkaç kilo kaybetmekten daha fazlasını içeren zorlu bir süreç olabilir. Lida ile kolaylayabilirsiniz. Vücut, yağ, kas, kemikler, bağlar ve tendon gibi pek çok doku türünden oluşur. Su, vücut ağırlığımızın en büyük bileşenidir. Bazı tahminlere göre yüzde 60 ila 70′ ini oluşturmaktadır. Su ve diğer tüm bu dokular, sürekli değişim gösterir, özellikle de kilo verdiğimiz zaman.
Bazen bir insan kilo verebilir, ancak egzersiz sonucunda kas geliştirmeye başlayabilir. Egzersizle Lida kullanımı iyi neticeler vermektedir. Ayrıca içtiğiniz su miktarı ve vücudunuzun sıvıyı tutma ya da hemen sıvıdan kurtulma eğilimi göz önüne alındığında, su kaybı ya da alımı olabilir. Tartıya ne zaman çıktığınıza bağlı olarak, su dengesi ve genel ağırlığınıza etki eden çeşitli dokular açısından vücudunuzda neler olup bittiğini görmek, görsel olarak imkansızdır.
Bazı insanlar, düzenli olarak vücut yağ ölçümleri yaptırarak, kilo verme gelişimlerini gözlemlerler. Bu benim pek tavsiye etmediğim bir metottur, çünkü bir insanın, farklı vücut dokularından ne kadar ağırlık kaybettiği, en iyi tahmin edilemez, özellikle de konu vücut yağ yüzdesi olduğunda. Lida bu konuda tam etkilidir. Bu tekniğin bir başka önemli kusuru daha vardır: sürekli doğruluk.
Güvenilir ve net vücut yağ ölçümleri yaptırmak, sıkı bir süreç olabilir ve çaba ve tecrübe değerli bile olsa, hata oranı yüksektir. Eğer vücut yağ yüzdesi konusunda gerçekten endişeleniyorsanız ve bunu, gelişim ölçütünüz olarak kullanmaya kararlıysanız, her seferinde aynı metodu seçmeniz ve aynı vücut bölgesinden ölçüm yaptırmanız mecburidir.
Posted on Ocak 17, 2010 - by admin
C VİTAMİNİ VE LİDA
Yüksek C vitamini içeriği nitrit ve nitratların kanserojen bileşiklere dönüşmesini engeller. C vitamini, bağırsaklarımızdan demir emiliminin daha iyi ve etkin olmasını sağlar. Bu da zayıflama süresine Lida ile bir katkı demek.
Not: Baz kadınlar adet kanamalarının çok fazla olmasından şikâyet ederler. Bu olası bir demir yetersizliği (anemi) göstergesidir, özellikle de kadın sigara içiyor ve yeterince sebze yemiyorsa. C vitamini kan damarlarımızın dayanıklı ve esnek olmasının sigortasıdır.
Kolayca berelenme de C vitamini eksikliğinin bir diğer göstergesidir. C vitamini, kötü kolesterolün bedenimizden atılabilmesi için gerekli olan maddelerden biridir. Sonuç olarak yğaın atılmasını kolaylaştırır ve bu yüzden Lida ile önerilir. Yağlı yemeklerden hoşlananlar, yedikleri her bifteğe karşılık koca bir tabak (biftekten üç kat daha büyük) bir sebze salatası yemelidir. Eğer bu uyarıyı ciddiye almazlarsa er veya geç ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşacaklardır. Hayvansal gıdalarda C vitamini neredeyse hiç bulunmaz.
C vitamininin (askorbik asit) esas kaynağı meyveler, sebzeler, böğürtlengiller ve yeşilliklerdir. Bunlar arasında C vitamini açısından en zengin olan kuşburnu, siyah kuşüzümü, kırmızı kuşüzümü, karaturp, dereotu ve soğandır. Turunçgiller ve elmalar da yüksek C vitamini içeriğine sahiptirler.
Kışın C vitaminini patates, lahana, lahana turşusu, sarımsak, turunçgiller ve bunların suları, kurutulmuş meyveler ve az şekerli reçellerden alabiliriz. Bunları Lida ile önermekteyiz.
Posted on Ocak 14, 2010 - by admin
KALSİYUMUN LİDA İLE VÜCUTTAKİ ROLÜ
1. Kemiklerin ve dişlerin “inşaat malzemesidir”.
2. Vücudu alkalize eder.
3. Tüm hücrelerin düzgün çalışmasında rol alır.
4. Metabolizmayı dengeler.
5. Kas ve sinir sistemi için önemlidir.
6. Kanın pıhtılaşma derecesini dengeler.
7. Keskin hava değişiklikleri ve enfeksiyonlar gibi dış etkenlere karşı direnci arttırır.
Araştırmalar göstermiştir ki, Lida ile çiğ sebze ve meyvelerle beslenen insanlarda ne kireçlenme ne de kemik erimesi olmaktadır. Onlar kalsiyumu (Ca) organik haliyle alırlar ve vücut bu kalsiyumu kolaylıkla sindirir. Yüksek derecede pişirilmiş sebzelerin kalsiyumu ise inorganik hale gelir yani doğallığını kaybeder. Böyle bir kalsiyum da vücut tarafından sindirilemez. Bunu Lida kullananlar Mesela çiğ sütteki kalsiyum organik iken, pastörize edilmiş ve pişirilmiş sütteki kalsiyum inorganiktir, vücut bunun çok azını sindirir.
Anne sütü en mükemmel “Ca” kaynağıdır, özellikle de anne çok miktarda çiğ lahana, dereotu, incir ve havuç yiyorsa. Vücudun kalsiyum ihtiyacını çiğ besinlerden alabilirsiniz. “Ca” dengesi vücuttaki başka minerallere bağlıdır: mesela fosfor, magnezyum, stronsiyum ve iyot. Fakat yiyeceklerde çok yüksek miktarda fosfor varsa, vücut denge sağlamak için kemiklerden kalsiyumu çıkartır: bu da kemiklerin erimesi (osteoporoz) demektir. Kemik erimesini önlemek için, vücuda kalsiyum vermenin yanı sıra fosfor miktarını da düşürmek gerekir. Zayıflama dönemindeki en büyük tehlike kemik erimesidir ve Lida kullanımında bunu önemsemeli, önlem almalısınız.
Magnezyumun fazlası da kalsiyumun azalmasına yol açar. Normalde magnezyum-kalsiyum oranı 1:2 olmalıdır. Kemik sağlığı için D vitamini de önemlidir. Balık yağı doğal D vitamini içerir, ayrıca güneşin ultraviyole ışınları altında vücut kendi de D vitamini üretir.
Posted on Ocak 8, 2010 - by admin
NEDEN LİDA FAST FOOD SEVMEZ!?
Neden Fast Food Dünyayı fethediyor? Neden lida kullanan kişilere biz bunu tavsiye etmiyoruz? Çünkü bizler genetik olarak onu sevecek şekilde tasarlandık. Daha doğrusu, nesillerce süren evrimin peşinden koşmamıza sebep olduğu tatları sunarak, o bizi sevecek şekilde tasarlandı. Bizler yağ, tuz ve şekerin tadını sevmeye programlıyız. Yağlı yiyecekler, Lida kullanıcılarının en büyük düşmanı ve atalarımıza yiyecek kıtlığına dayanmaları için gereken kalori rezervini verdi. Tuz, suyu tutmalarını ve dehidrasyona uğramamalarını sağladı. Şeker, yenebilir tatlı kirazları ekşi ve zehirli olanlardan ayırmalarına yardımcı oldu. Yağ, tuz ve şekerin tadını alabilmemiz sayesinde, hayatta kalmamızı sağlayan yiyecekleri tercih etmeyi öğrendik.
Fast food hakkında sevdiğimiz hemen her şey, avcı toplayıcı atalarımızın uğruna öldürebilecekleri şeylerdir. Patates kızartması ve cipsler tuz ve yağ içerir, tatlı çörekler ve Pop Tartlar yağ ve şeker içerir, Coca-Cola ve Pepsi şeker ve tuz içerir ve şekerlemeler bunların neredeyse hepsini içerir.
Bazıları bunu “Bize karşı Onlar” dünyası olarak görüyor. Fast foodun bağımlılık yaptığına ve sağlığımızı mahvetmek için bir komplo olduğuna inanıyor. Aslında haklı olabilir çünkü tipik bir Lida kullanıcısı bundan çok zarar görebiliyor. Sömürgen şirketlerin fast foodu yağ tuz ve şekerle doldurduğuna, çünkü onu sevdiğimizi, yiyeceğimizi ve yemek için tekrar tekrar geleceğimizi bildiklerine inanıyorlar. Gıda şirketleri, ürettikleri yiyeceklere bizim yiyeceğimizi ve seveceğimizi bildikleri içerikleri mi koyuyorlar? Kesinlikle. Suçlandıkları kadar var. Aynı şekilde, gizli makarna sosuna esrarengiz baharatlar (çok fazla tuz gibi) koyan, kurabiyelerini tereyağı ve şekerle dolduran ve şükran günü hindisini kendi yağıyla kendi yağıyla! yağlayan büyükanneniz… O da suçlandığı kadar var!
Posted on Ocak 4, 2010 - by admin
DÜŞÜK YAĞIN LİDA ETKİSİ
Uzun süredir, yemeklerimizden yağları kesmemiz önerildi bize. Bunu siz Lida kullanıcılarına biz de önerdik. Bu mantıklı da görünüyor. Yağ yemek sizi yağlı yapar ve bu böyle sürüp gider. Eğer yağlı olmak istemiyorsanız, yağ yemeyi kesin. Ama birinci problem şu: İşe yaramıyor. Ve tabii ikincisi: Bu aslında Lida ile doğru değil.
Yemeklerimizden yağları kesmeye ve dolayısıyla vücudumuzdaki yağlardan kurtulmaya yüklendiğimiz için, gittikçe daha da şişmanladık, hem de alarm verici düzeyde. Aslında, yağ alımımızı azaltmayı da tam anlamıyla başaramadık; 1980-1991 yılları arasında bu miktar sabit kaldı, kişi başı günlük yaklaşık 81 gram. Ama kestiğimiz yağı (kestiğimizi düşündüğümüz yağı), yediğimiz hayvansal proteinleri ve karbonhidratları artırarak telafi ettik. Yapabildiğimiz tek şey, yağdan aldığımız kalori yüzdesini yavaş yavaş azaltmak oldu ama sadece her gün yediğimiz kalori miktarı arttığı için! Oysa ki Lida ile desteklenen bir diyet buna izin vermez. Ve yüklendiğimiz bütün o şekerli gıdalar asitliydi.
Yağ alımını gerçek anlamda azaltan bir insan bile kilo vermeyi bekleyemez. Mayo Klinik’te yapılan altı haftalık bir çalışmada, aşırı kilolu bir kadın, iki hafta boyunca kalorinin %45′ini yağdan aldığı bir diyet uygulamış ve daha sonra da bir ay boyunca aynı miktarda kalori aldığı (genel olarak ilave karbonhidratlı) düşük yağlı bir Lida diyet ile geçmiştir. Araştırmacılar metabolik oranda bir değişiklik tespit etmemişlerdir. Mayo ekibine göre: “Dört haftalık düşük yağlı diyetin HİÇBİR etkisi olmamıştır.”












