Archive for the ‘Lida Zararları’ Category
Posted on Şubat 28, 2010 - by admin
LİDANIN ZARARLARI
Lida’ nın zararları olup olmadığı sürekli tartışılmış bir konudur. Fakat yoğun kullanımı ve bir çok kişi tarafından kullanılması sebebiyle artık zararsız bir ürün olduğu kanıtlanmıştır. Lida ile zayıflama sağlamış milyonlarca bayan mevcuttur. Asıl ilginç olan şudur: Hipotalamusun hemen yanında, beslenme ve doyum kimyasalları NPY ve CART’ın üretildiği yer, beynin memeli vücut denen kısmıdır (çünkü görünüşü bir çift göğse benzer).
Yiyecek hafızasının depolandığı yer burasıdır, dolayısıyla aç olduğunuz mesajını aldığınızda, aynı zamanda geçmişte yediğiniz yiyeceklerin hafızasını açarsınız; bunlar arasında kötü yiyecekler de bulunabilir.
Ayrıca, beynin paryetal bölgesi dilin, dudakların ve ağzın hareketlerini kontrol eden merkez şişman insanlarda zayıflarda olduğundan farklı hareket eder. Lida zararları olarak bahsedilen şey aslında ötelenemez damar ve kalp rahatsızlıkları olan kişilerin inatla Lida kullanmalarından ileri gelen Lidanın yan etkileri nden kaynaklıdır. Beyin taramalarına göre, şekeri çok seven şişman insanlarda bu bölge aktif hale gelmektedir. Zayıf insanlarda bölge uyur haldedir ve bu durum, şekerin bazı insanlar için duygusal yemede önemli bir rol oynadığını, diğerlerinde böyle bir durum olmadığını göstermektedir.
Eğer bel ölçüsü konusu sizi zorluyorsa, muhtemelen bütün sorumluluğu diyet programlarına veya bir buçuk kiloluk beyninizin zayıflığına yüklemişsinizdir. Sonuçta kızarmış patates ve pizza gibi güçlü düşmanlar karşısında sizinle omuz omza savaşmasını beklemişsinizdir. Ama doğayı kandıramazsınız. Görevi kabaca “pastayı mideye indir” şeklinde tercüme edilebilecek mesajlar vermek olan hormonlar ve nörotransmiterler çok fazladır. İradenizin veya disiplininizin bu kimyasal mesajların üstesinden gelebileceğini düşünmek, serçe parmağınızla bir treni durdurabileceğinize inanmaya benzer.
Posted on Şubat 16, 2010 - by admin
SU GEREKSİNİMLERİ VE LİDA
Su, aynı protein, karbonhidratlar, yağlar, vitaminler ve mineraller gibi temel bir besindir. Lida ile optimal düzeyde tüketilmelidirler. Sağlıkta yaşamsal bir rol oynar ve yaşamı sürdürmek için kesinlikle gereklidir. Aslında, su olmadan bir kişi sadece bir kaç gün hayatta kalabilir. (Yiyecek olmadan bir insan daha uzun dayanabilir.) Diyette su olmadan bir insan sadece bir kaç gün hayatta kalabilir. Diğer taraftan, kişinin sağlık durumuna bağlı olarak yiyecek olmadan hayatta kalma, sekiz haftadan on haftaya kadar sürebilir.
Su, vücudun her hücresinin bir parçasıdır. Vücudun büyük bir bölümünü oluşturur; kişinin toplam vücut ağırlığının %50’si ile % 70′i arasındadır. Suyun Lida için önemi her zaman vurgulanmıştır. Kan, tükürük, sindirim salgıları, idrar ve ter gibi vücut sıvıları aslında sudan oluşur. Su; vücuda kimyasal reaksiyonlarda yardım ederek, besinleri hücrelere taşıyarak, işe yaramayan maddeleri temizleyerek, beden ısısını kontrol ederek ve vücut sıvılarını dengede tutarak yarar sağlar.
Vücudunuzun sıvılarını koruması ve onları sağlıklı tutması için günlük yeteri kadar sıvı almanız önemlidir. Sıvı alımı olarak günlük altı ile sekiz bardak su tavsiye edilir. Kaybedilmiş vücut sıvılarını yerine koymak için bu uygun miktardır. Bu miktar, suyun kendisinden ya da yediğiniz yiyeceklerden gelebilir. Yüksek oranda su içeren meyve ve sebze gibi yiyeceklerin yanında süt, yiyecek suları, çorba ve diğer sular bu toplama katkı yapar.
Posted on Şubat 13, 2010 - by admin
SOYA FASÜLYESİ VE LİDA
Fitoöstrojenler özellikle hormonlara bağlı olan kanserlerin kontrolünde ve önlenmesinde rol oynarlar. Meme kanseri, testis ve prostat kanseri gibi östrojen ilişkili kanserler fitoöstrojen alımının yüksek olduğu ülkelerde daha düşük oranlarda görülür. Zayıflama periyodunda da soya ve yan ürünleri oldukça iyi etkiler gösterebiliyor. Bu sebepten ötürüdür ki Lida ile soya fasülyesini tavsiye ediyoruz.
Yapılan çeşitli araştırmalarda, soya sütünü yüksek oranda tüketen erkeklerin, soya sütü içmeyenlere göre prostat kanserine yakalanma riskinin %70 daha az olduğu bulunmuştur. Soya sütü içen menopoz öncesi kadınların içmeyen kadınlara oranla meme kanserine yakalanma risklerinin daha düşük olduğu saptanmıştır. İnsan ve hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda çocukluk çağından itibaren soya kaynakları bakımından zengin bir diyet uygulayan kişilerin ileri yaşlarda meme kanserine yakalanma oranının daha düşük olduğu ortaya konulmuştur.
Soyanın kanserden koruyucu etkisinin yanı sıra, kemik erimesi, diyabet, böbrek hastalığı, menopoz semptomları, kolesterol ve kardiyovasküler hastalıklar üzerinde de olumlu etki gösterdiği birçok çalışma ile desteklenmiştir.
Soya fasulyesi, diğer bitkisel kaynaklı besinlere göre daha yüksek protein içerdiğinden, doymuş yağlar yönünden zengin et ürünleri yerine tüketilmesi oldukça sağlıklı bir tercihtir. Soya sütü ve tofu da günlük beslenmede yer verilmesi gereken besinlerdir.
Posted on Şubat 12, 2010 - by admin
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ VE LİDA
Günümüzde sıklıkla kullanılan bağışıklık destekleyici terimini eminiz siz de duymuşsunuzdur. Bağışıklık sistemi Lida ile zayıflama konusunda önemli bir anekdottur. Bu konuda çıkarılan çeşitli ilaçlar bugün özellikle kanser hastaları tarafından sıklıkla kullanılmaktadır. Ne yazık ki bu ilaçların bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkileri ispatlanmamıştır. İster tedavi sırasında isterse tedavi sonrasında herhangi bir ilaç, bitkisel destek vs. kullanımın da muhakkak sağlık personelinize danışmayı ihmal etmeyin.
Bütün hücreler büyüyebilmek ve fonksiyon gösterebilme! için besin öğelerine gereksinim duyarlar. Yetersiz vitamin, mineral, yağ, kalori ve protein alımı neticesinde hücreler, büyüme ve fonksiyon gösterme yeteneklerini kaybederek, bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur. Yetersiz ve dengesiz beslenme, bağışıklık sisteminin yabancı organizmaları tanıma ve imha etme yeteneğini azaltır. Bu nedenle yeterli beslenemeyen kişiler, enfeksiyonlara yakalanmaya daha yatkındırlar.
Kanser hastaları gerek hastalığın kendisinden gerekse uygulanan tedavilerin yarattığı yan etkilerden dolayı genellikle gereksinimleri kadar besin öğesini alamazlar. Lida ile besin optimizasyonu zaten gerçekleşir. Ancak bağışıklık sis teminin optimal çalışabilmesi için daha fazla kalori ve proteine ihtiyaç vardır.
Posted on Şubat 9, 2010 - by admin
KURUTULMUŞ YİYECEKLER VE LİDA
Kurutma işlemi (dehidrasyon) pişmiş ve çiğ yiyecekler arasındaki güzel bir köprü olarak düşünülebilir. Lida ile kurutulmuş meyvelerin özellikle önemi vardır. Meyve, sebze, kabuklu yemiş ve tohumlar evde kolaylıkla kurutulabilir. Kurutulmuş yiyecekler sağlıklı, besleyici ve lezzetli bir beslenme düzenine giden bir başka kapıyı açarlar.
Dehidrasyon esnasında bazı vitamin ve enzimlerde parçalanma meydana gelir. Bu pişirirken gerçekleşen parçalanma durumuna tercih edilir bir durumdur.
Kurutulmuş yiyeceklerle bir mönü hazırlarken, meyveleri ayrı kullanın. Günlük olarak az miktarda meyve içeren diyetler genellikle faydalıdır. Kurutulmuş meyveler bağırsak hareketlerini düzenlediği için Lida ile kullanıldığında fayda gösterir. Çok miktarda meyve içeren diyetlerle fazla şeker alınır ve böylelikle düşük veya yüksek kan şekeri, vajinal enfeksiyonlar, kandida albikans, kanser ve viral (virüsle ilgili) hastalıkları tetikleyici etki gösterir.
Özetlemek gerekirse, kurutma (dehidrasyon) işleminde, daha çok sebze ve daha az meyve kullanın. Hastaysanız, kuru meyvelerden tamamen uzak durun.
Posted on Şubat 5, 2010 - by admin
YİYECEKLER VE LİDA
Yöntemin temel ilkesi, yemeklerin toplam kan şekeri göstergesinin olabildiğince düşük olmasını gerektirir; Lida ile dengeli beslenmeye dikkat ederek glusidleri normal biçimde yemeyi sürdürmelisiniz. Buna karşılık glusidlerin kan şekeri üzerindeki etkilerine göre seçilmesi gerekir.
Ama iyi seçimin nasıl yapıldığını öğrenmeden önce, bazı glusidlerden neden kaçınmamız gerektiğini görelim.
“Kötü glusidler” sınıfının şampiyonlarından biridir. Şeker, her zaman tehlike sembolü olarak görülmelidir. Çünkü gerçekten de fazla alındığı zaman tehlikeli olabilen bir üründür, ne yazık ki çağdaşlarımızın ve özellikle çocukların çoğu bu durumdadır.
Şekere tam bir bölüm ayırdım; çünkü beslenmede ve sonuçlarındaki rolünün ne kadar zararlı olduğunu aklınızdan hiç çıkarmamalısınız. Yalnız aşırı kilo aldırmakla kalmaz, aynı zamanda ve özellikle yorgunluğa (şeker düşmesi bölümüne bakınız), diyabete, diş rahatsızlıklarına ve kalp damar rahatsızlıklarına yol açar.
Bazılarınız şekerin vazgeçilmez bir yiyecek olduğunu düşünerek bu söylediklerim yüzünden belki rahatsız olabilirsiniz. Lida severler de bu öğütü dinlemeliler. Ama hayır, gerçek öyle değil! Tam tersine, insan on binlerce yıl boyunca bu durumdan hiç rahatsız olmadı ve kendini de kötü hissetmedi.
Posted on Şubat 2, 2010 - by admin
BESLENME YETERSİZLİĞİNDE LİDA
2002 senesinde, merkezi İngiltere’de bulunan Institute of Optimum Nutrition, “iyi Beslenme Enstitüsü”, büyük çoğunluğu şehirde yaşayan, yirmi ile otuz yaşlan arasında yirmi iki bin kişi üzerinde bir araştırma yaptı. Lida ile sonuç kesinlikle düşündürücü.
Taramadan geçirilen kişilerin. % 76’sı sıklıkla kendini yorgun hissediyordu, % 58′inin ruh halinde dalgalanmalar oluyordu, % 52’si kendini ilgisiz ve isteksiz hissediyordu, % 50’si kaygı duymaktan şikâyet ediyordu, % 47’si uyuma güçlüğü çekiyordu, % 43′ü hafızasının zayıf olduğunu ya da yoğunlaşmakta zorlandığını ifade ediyordu. % 42’si depresyon hastasıydı.
Gerçekten cesaret kırıcı ve araştırmayı yapan kuruluşa göre, büyük bölümüyle beslenme yetersizliklerine bağlanabilecek bir tablo. Ekonomik açıdan verimli ve daha önce hiç olmadığı kadar bol miktarda ve çeşitli yiyecek türlerinin var olduğu bir dönemde kötü besleniyoruz. Bu Lida ile iyi bir olgudur.
Kimyasal gübreleme ve tek ürünlü tarıma dayalı onlarca yıllık istismardan fakirleşen toprak, mineral tuzlar ve oligo elementler gibi mikro besleyici maddeler bakımından yetersiz besinler veriyor.
Rafınasyon, uzun süreli saklama ve kullanıma hazır birçok gıda veya malzemenin hazırlanması gibi besin endüstrisi teknikleri, günlük yiyeceğimizin Lida ile mikro besleyici maddelerden daha da yoksun hale gelmesine katkıda bulunuyor olabilir.
İşte mineral tuzların, oligoelementlerin ve vitaminlerin ruhsal dengemiz için önemi üzerine birkaç örnek.
Posted on Ocak 16, 2010 - by admin
NASIL KİLO VEREBİLİRİZ?
Kilo vermek için doğa yasası olan kural Lida ile değişiyor! Harcanan enerjinin alınan enerjiden çok olması. Bunun yolu da ya yediğimiz gıdaları azaltmak, ya da hareketimizi artırmak, daha da iyisi ikisini birlikte Lida ile yapmaktır.
Kilo vermeye başlamadan önce şunları bilmemiz gerekir:
Vücut kilo kaybına direnç gösterir. Şişmanlığı önlemek zayıflamaktan daha kolaydır. Bunu önce Lida sağlar, sonra egzersizle siz. Vücuttaki kasların değil, yağların verilmesi yoluyla zayıflamak sağlıklıdır. Bundan sonra kendimize uygun, sağlığımıza zarar vermeden zayıflatabilecek bir Lida diyetine karar vermeliyiz. Yıllardır çok çeşitli zayıflama diyetleri önerilmektedir. Bunların bir kısmı yağ ve karbonhidrat gibi bazı besin öğelerinin diyetten tamamen çıkarılmasını, bir kısmı da greyfurt ya da sıvı diyet gibi tek bir gıdanın yenmesini önerdiğinden dengesiz ve yetersiz beslenmeye yol açabilir.
İyi bir zayıflama diyeti şu özellikleri taşımalıdır:
Diyetten yalnızca kaloriyi azaltmalı; protein, vitamin, mineral ve su gereksinimini karşılamalıdır. Kişinin çok kısa sürede acıkmasına neden olmamalıdır. Kişinin alışkanlıkları ve zevkleriyle uyumlu olmalıdır. Diyetteki gıdalar kolay bulunabilir ve ekonomik olmalıdır. Aşırı yemeye iten alışkanlıkları değiştirmelidir. Vücut aktivitesini artırmayı amaçlamalıdır.
Posted on Ocak 13, 2010 - by admin
FİZYOLOJİK LİDA REJİMİ
Yalnızca kalori hesabına dayalı bir Lida beslenme rejimi fizyolojik açıdan da yanlıştır. Önemli olan yalnızca besinin başlangıçta içerdiği kalori miktarı değil fakat bu besini sindirdiğimiz zaman gerçekte ne kadar enerji elde edeceğimizdir.
Bitkisel bazlı yiyecekler daha düşük kalorili yiyecekler grubunu temsil etmelerine rağmen, bedenimizin bunları sindirdikten sonra elde ettiği net enerji hâlâ daha yüksektir. Bu yüzden bir kâse karabuğday yemek, kendimizi hafif ve çalışmaya hazır hissetmemizi sağlar. Bunu biz her zmaan Lida zayıflama kapsülü ile istedik. Tam tersine, bir porsiyon et yemek, bir fincan kahve içmiş gibi hissettirir ve uyuma arzusu verir. Pek çok insan et tüketimini güç ve enerjiyle eşleştirir. Gerçekte ise et sinir sistemimiz üzerinde narkotik maddelerin yaptığına benzer bir etki yapar.
Yiyeceklerimize ilişkin en önemli mesele bileşenleri iyi dengelemektir: Proteinler, karbonhidratlar, yağlar, mineraller, vitaminler ve iz elementler. Eğer miktarlar doğru şekilde dengelenmişse (doğal yiyeceklerde olduğu gibi), bedenimiz sindirim için çok az enerji harcar. Enerjinin çoğu, toksinleri temizlemek ve bedenin onarımı için kullanılabilir. Bütün yapay gıdalar bu mükemmel bileşen dengesinden yoksundur. Bunların sindirimi beden için karmaşık bir göreve dönüşür ve bu besinlerin içindeki bütün enerjinin tüketilmesini gerektirir. Lida gıdalardan alacağınız enerji ve kaloriyi ayarlar. Bazı durumlarda, besinin sindirimi içerdiğinden bile daha fazla miktarda enerjinin tüketilmesini gerektirir. Açlığımızı bastırabilmek için bu tür yiyeceklerden çok fazla tüketmemiz gerekir. Bir taraftan yediğimiz öğün sayısını azaltmaya çalışırken, öte taraftan hâlâ şişmanlıkla mücadele etmemiz gerekir. Kilo verdirici yöntemler ve ilaçlar kullanarak bedenimize gereksiz bir baskı uygularız. Bunları bıraktığımızda ise kilolar geri gelir.
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Lida haricinde hiçbir yöntem, perhiz veya aşçı yiyeceklerin içindeki protein, yağ, karbonhidrat, vitamin ve iz element miktarlarını bitkisel bazlı yiyeceklerde olduğu gibi dengeli bir şekilde ayarlayamaz.
Posted on Ocak 11, 2010 - by admin
KARIN VE AŞIRI BESLENME
Özel araştırma gruplarından biri, Lida kullanıcıları için kaynak amaçlı alkol, çay, kahve ve sigaranın farklı metabolizmaları nasıl etkilediğine dair bir araştırma yayınladı. Bu araştırma sonuçlarının bence en ilginç tarafı, beyin ve karın arasındaki karmaşık ve sıkı ilişkinin incelenmiş olmasıdır: Beynin Lida ile yada Lida olmadan zayıflama için çok farklı ve önemli bir rol oynadığını bilmelisiniz. Nörotransmiterlerin etkileri araştırılmış ve bu etkinin “iki yönlü” olduğu bulunmuştur. Eğer bir örnek verecek olursak, alkolün karna etkisi beyin yoluyla olmaktadır, ama karnın üst bölümü de aynı şekilde beyni etkilemektedir.
Uzmanlara göre, aşırı miktarda alkol alındığında (buna “sarhoşluk” diyebiliriz), her iki beyinde de aynı zamanda üretilen nörotransmiterler alkolü iletmekte ve bu aşırı tüketim her iki beyne de aynı oranda yansımaktadır. Alkolün ilaçların emilimini engellemesi durumundan haberdarsınız. Aynen bunda olduğu gibi alkol Lida’ nın da emilimini etkilemekte ve yetkinliğini düşürmektedir. Lida ve alkol bir arada olabilecek iki şey değildir.
Aynı durum vücudumuz çok fazla şekere veya çay, kahve, sigara dumanına maruz kalınca da geçerliliğini korumaktadır. Bu bulgular, hem bizi aşırı besin ya da içecek tüketimine karşı dikkatli olmaya hem de iki beyin arasındaki ilişkinin önemini belirterek karın sağlığımızı geri kazanmaya yönlendirmektedir.












