Posts Tagged ‘Lida ve Şeker’
Posted on Kasım 14, 2009 - by admin
Şeker Tüketimine Dikkat Edin!
Yüzyıl önce insanlar yılda kişi başı sadece iki kilo şeker tüketiyordu. Şu an Lida bu tüketimin önüne geçmiş olsa da yirmi yıl önce Amerika’da yıllık şeker tüketimi kişi başı on iki kilo idi. Bugün ise altmış beş kilo. Yüzyıl önce kalp hastalıkları ve kanser sadece zengin hastalığıydı. Fakirler arasında bu hastalıklara rastlanmıyordu bile.
Yüz yılda iki kilodan altmış beş kiloya yükselen korkunç bir artış. Bizim ülkemizde de rakamlar üç aşağı beş yukarı benzerlik gösteriyor. Şeker (sukroz) çok çabuk kana karışarak vücutta hızla doymuş yağ asidine dönüştüğü için, dolaşım sistemine girdiğinde yapışkan etkisinden dolayı astımı azdırır, duygu çalkantıları ve sinir bozuklukları yaratır, kalp hastalıklarını hızlandırır; diyabete, böbrek taşına, hipertansiyona, eklem iltihaplanmasına yol açar; damarları tıkar, atletik performansı kısa sürede düşürür, bedende hızla yağa çevrilir. Sizi yavaş yavaş, tatlı tatlı öldürür! Çay kaşığıyla yavaş intihar. Tüm yağı düşürülmüş diyet ürünlerine şeker ilave edildiğini biliyor musunuz? İşte Lida’ nın önemi burada ortaya çıkıyor. (Yağı azaltılır ama yerine şeker ilave edilir. Tam bir kandırmaca.) Şeker yasal bir uyarıcıdır. Etkisi yirmi dakika sürer. Kokainden farkı ucuz, yasal ve etkisinin daha kısa süreli olmasıdır. (Bir zamanlar kokain de, eroin de yasaldı ve ilaç firmaları tarafından paketlenerek doktorlar tarafından tedavi amacıyla kullanılıyordu.)
Bir maddenin uyuşturucu/uyarıcı kategorisine girmesinin ölçülerinden biri hazmedilme sırasında (bedene yararlı bir şeyler katmaması bir yana) bedenden bir şeyler çalmasıdır. Her gram şeker vücuttan hazmedilmek için 25 mg C vitamini çalar. Ayrıca şekerle beslenen ve çoğalan virüs, fungi (bir parazit çeşidi) ve kanser yaratan organizmaları yok etmek için gereken C vitamininin hücrelere ulaşmasını engeller.
İşte hepsini yazmaya kalksam iki sayfa tutacak şekerin zararlarının çok kısa bir listesi:
- Şeker bağışıklık sistemini zayıflatır.
- Bedenin mineral dengesini altüst eder.
- Çocuklarda ve yetişkinlerde hiperaktiviteye, anksiyeteye, konsantrasyon zorluğuna, sinirliliğe, baş dönmesine, sonradan da içe kapanıklığa ve miskinliğe neden olur.
- Böbrek sorunları, kötü kolesterol HDL, krom ve bakır eksikliği yaratır.
- Kalsiyum ve magnezyumun emilmesini engeller.
- Göğüs, rahim, prostat, rektum, bağırsak, dalak kanserini tetikler.
- Hipoglisemi, diyabet ve görme zayıflığına neden olur.
- Mide asidini artırır, adrenalini yükseltir, alkolizmi ve kalp krizini tetikler.
- Kırışıklığı ve saç beyazlamasını hızlandırır.
- Dişleri çürütür, diş etleri sorunlarına yol açar, kilo aldırır.
Posted on Ekim 26, 2009 - by admin
Kalori ve Protein Bakımından Az Beslenme
Vücudumuzda kalori sağlayan besin elementleri şekerler ve yağlardır. Bunların ne aşırı, ne az, aksine optimum oranda alınması gerekir. Bu aşamada Lida devreye girer ve bu optimum alıma vesile olur. Şu halde, kalori, protein bakımından az beslenildiği zaman hem şekerler ve yağlar ve hem de proteinli besinlerin günlük ihtiyaçtan az yenildiği anlaşılır. Buna tam bir açlık hali de diyebiliriz. Böyle bir açlık, harp halinde, ya da kıtlık yıllarında her tarafta görülebildiği gibi, halen dünyamızda Afrika ve Asya’nın bazı bölgelerinde rastlamak mümkündür.
Şekerli besinler dünyanın her yerinde ucuz, fakat proteinli ve yağlı gıdalar daima pahalıdır. Şu halde şekerli besinlerin tüketim olanağı daha fazla, yağlı ve proteinli gıdaların yenme miktar ve imkânı ise daha azdır. Şu halde bir kişide şekerli ve yağlı besinleri yiyememiş olmaktan ileri gelen bir kalori yetersizliği söz konusu olursa, daha pahalı olan proteinli gıdalarıda tüketememiş olması lâzımdır. Yeteri kadar ekmek alıp yiyemeyen kişinin, et alıp yemesine imkân yoktur. Bu bakımdan kalori ve protein açlıkları birlikte mütalâa edilirler.
Kalori, protein açlığı mutlaka çok az yemeden ileri gelmez. Kişi hiç olmazsa en az ihtiyacını karşılayacak miktarda yiyecek yemektedir. Fakat hamiledir, emziklidir, bulûğ çağındadır, çok ağır işlerde çalışmaktadır. Yani günlük besin ihtiyaç miktarı çok artmıştır. Günlük aldığı en az kalori ve protein bu ihtiyacını karşılayamamaktadır. Vücut bir müddet bu açığını kendi depolarından tamamlamaya çalışır. Fakat onlar da tükendikten sonra kalori-protein açlık belirtileri görülür.
1- Kişi yetersiz beslenmeden evvel zayıf olmayıp şişman ise,
2- O sırada ateşli bir hastalık geçirmemişse,
3- Yetersiz olmakla beraber yine de, bir şeyler yiyorsa,
4- Günlük işi hafif, hamile, emzikli, buluğ çağında değil ise, yetersizlik belirtileri çok geç görülebilir.
Eğer bu haller de varsa açlık belirtilerine çok daha erken rastlanır. Meselâ gelişmiş ülkelerde bu şartlar kişinin lehinde olduğu için açlık belirtileri çok geç anlaşılır, vitaminler ve madenler açlığı ise hiç görülmeyebilir. Asya ve Afrika’nın az gelişmiş ülkelerinde ise bu koşullar kişinin aleyhine olduğu için açlık belirtileri çok erken, hattâ, vitaminler ve madenler eksikliği ile birlikte dikkati çekerler. Keza az gelişmiş bu ülkelerde pek yaygın halde görülen barsak kurtları da açlık hastalıklarının çok daha erken görülmelerine, ya da açlık hastalığı varsa, onun daha da ileri bir hal almasına neden olabilir.












