10 Kasım 2009 tarihinde admin tarafından gönderilmiştir.
Düşünce Yapısında Değişiklikler
Hepimiz olaylar karşısında karakter yapımızı, o güne dek yaşadıklarımızı ve öğrendiklerimizi bir araya getirerek farklı düşünceler oluşturabiliriz. Zaman zaman en yakın arkadaşımızla, anne-babamızla, eşimizle bile fikir ayrılıkları yaşayabiliriz. Ancak bazı gerçeklerin ortak olduğunu yadsıyamayız. Örneğin sarışın bir genç kızın saçını siyaha boyaması “güzel” ya da “çirkin” şeklinde farklı değerlendirilebilir, bu konuda oluşan fikir ayrılıkları doğal karşılanabilir ancak aynı kızın 1.65 boyuna karşılık 35 kilo olması herkes tarafından “çok zayıf olduğu şeklinde değerlendirilecektir şüphesiz. Bu genç kıza sorulduğunda ise, o, zekâ ve eğitim düzeyi ne olursa olsun, herkesin aksine kendine farklı, sihirli ve basit bir şekilde bakabilir. Ona göre halen biraz daha zayıflaması gerekiyor olabilir. Düşünce yapısındaki bozukluğa bağlı olarak gözlenen değişme, genç kızı şu düşünceye yöneltir: “Basenlerim biraz daha küçülse kendimi daha iyi hissederim.” Yani kişi, mantıksal çerçevede, objektif düşünme sürecinden bir hayli uzaklaşmış, istenmeyen sonuçları değerlendirme noktasında zorlanmaya başlamıştır.
Artık çevresinin ortak fikirlerini kabul etmemektedir. Çünkü başkaları için doğru olan, ona göre yanlıştır. Zaman zaman bu konuda çevresiyle tartışmalar yaşar, hatta durum öfke nöbetlerine kadar uzanabilir. Çevreden uzaklaşır; yemek, kilo kelimelerinin geçtiği her türlü sohbeti reddeder.
Kendi doğrularını yaşamak ister. Ona göre çevresi onu yanlışa götürmek istiyor ve kimse kendisini anlamıyordur. Oysa onun amacı sadece “özel” olmaktır. Mükemmeliyetçi yapısıyla, “en iyi, en zayıf, en güzel” olma savaşı vermektedir. Hayatı artık “zayıflık” üzerine kurmuştur. Tüm düşünceleri bu doğrultudadır. Başka her türlü aktiviteden uzaklaştığı gibi düşünme süreçleri de yetersizleşir. Konsantrasyon güçlüğü başlar. Yoğun bilişsel süreçler gerektirecek faaliyetler, okul, ders veya iş hayatındaki zorluklar ve aksamalar bu takıntılarla birlikte gittikçe şiddetlenen bir hal almıştır artık.
Duygularda Farklılaşma
Sadece düşünce veya davranış yapısı değildir değişmeye başlayan. Duygularda da farklılaşmalar göze çarpar. Farklılaşmaya başlayan duygular hakkında konuşma reddedilir. Öfkedeki artışa rağmen, öfkeyi rasyonalize etme çabası gözlemlenir: “Bu aralar çok yoğunum, çok yorgunum, zor bir dönemdeyim…” gibi. Stres ve yeme davranışı bir kısır döngüye girmeye başlar. Az yemeyle birlikte artan stres miktarı ve öfkeyle baş etme çabası, daha az yemeye yol açar ve bu süreç kişiyi gittikçe aşağı doğru çekiverir.
Yeme davranışındaki değişmeler, yetersiz beslenme ve stresin getirişi olarak duygusallaşma, hassaslaşma da sıkça gözlemlenir. Alınganlık artar. Artık kişi çevresine ait olmadığını, çünkü sürekli çevre tarafından yargılandığını düşünür. Arkadaşları veya ailesi ile yaşadığı en ufak bir sıkıntı bile onun için katlanılmaz bir savaş haline gelir. Yeme bozukluklarında çoğunlukla savaştan kaçış da söz konusudur. Yeme Bozukluğu çeken kişiler de Lida kullanabilir ve yemeği düzen altına alabilir.
Yalnızlık da bir başka kısır döngüdür artık. Kişi yalnızlığını, yeme davranışlarında sergilediği takıntılarla gidermeye çalışır.












